Geç Kalan Bir Blog

Geç Kalan Bir Blog

Keşke Saat 09:05 Olmasa
Usta Elektrikçi Ümraniye’de
Black Friday: Yurtdışında Arkadaşı Olanlar Müjde
İkon Oluşturucu Ücretsiz
Ziraat Mobil Uygulaması Rezilliği

Aslında defalarca kez başlayıp bir türlü devamını getiremediğim bir olay blog yazmak. Ancak bu kez kararlıyım eller titremeye başlayana, bildiklerimi, okuduklarımı unutmaya başlayana, hayatın yükünün taşıyamayacağım kadar ağır gelmeye başladığı zamana kadar yazacağım…

Neden Blog Yazmalıyım ?

Çağımızın en büyük hastalığı gibi anlamsız kelimelerle cümleye giriş yapıp ardından Ankara’ nın Bağları ile bu yazıyı kapatmayacağım buna hiç niyetim yok.
Blog yazmalıyım çünkü sanırım artık unutkanlık yavaş yavaş kendini gösteriyor. Gittiğim filmi, okuduğum kitabı, dinlediğim ve “offf süper bu dediğim” eserlerin isimlerini, ayrıntılarını unutmaya başladım ve hatırlamak için uzun zaman harcıyorum. Hayır aklıma bir şey takıldığında onun cevabını bulmam gerek takıntılı bir adamım ben. Mesleki açıdan bildiklerim de bazen aralarda kaynayıp gidiyor sonra “hmmm ne yapmam gerekiyordu ki şimdi” gibi tepkiler verip ardından kendime defalarca kez küfürler ediyorum anlayacağınız hiç hoş şeyler yaşamıyorum. Bunun sebeplerini de oturup internette araştırdım. Aslında bize yıllardır sürekli tekrarlanan şeyler olduğunu gördüm. Uyku düzeni, sağlıklı beslenme, alkol ve sigaran uzak durulması, bulmaca çözmek, kitap okumak, geçmişe dönük sohbetler etmek v.b. Bir çoğunu yapmama rağmen demek ki uyku düzeni, sağlıksız beslenmek, alkol ve sigaradan uzak duramamak insanı erken yaşta bunatıyormuş da haberim yokmuş. Neyse bundan sonra en küçük olaylarda ki düşüncelerimi bile utanmadan buraya yazacağım ve sık sık baştan sonra tekrar okuyacağım. Hayır ileride ellerim buruşmuş, saçım sakalım beyazlamış, pantolonumun yerinde durması için askılardan yardım aldığım zamanlarımda çoluğa çocuğa anlatacak anım kalmamasından, okuduğum kitapların içerisinden noktasından virgülüne dokunmadan cümleler savuramamaktan ve o baş yapıt diyebileceğim filmlerin repliklerini tekrar edememekten korkuyorum. İşte bu yüzden yazmaya tekrar başladım ve yazma konusunda ciddi anlamda kararlıyım. Hadi bakalım her zaman başlanılan ve sonu gelmeyen diyetlere de dönmesin bu dinimiz amin diyerek ilk gönderimi sonlandırayım ki blog yazarı olduğumu kendi kendime ilan ederken Emile Zola’ nın en sevdiğim sözlerinden birini sizlere hediye edeyim.

Ancak yazıya geçmiş düşüncenin değeri vardır; geri kalanlar boş çırpınmalardan, rüzgarın alıp götürdüğü bir saatlik hayallerden, başka bir şey değildir.
Emile ZOLA

YORUM

WORDPRESS: 0